Yiğitler Diyarı Kars Kalesi’nin Tarihi

Ulaş Kılıç, Kars Kalesinin tarihini kaleme aldı
Yiğitler Diyarı Kars Kalesi’nin Tarihi

Ulaş KILIÇ

Kars şehrinin sembolü haline gelen ve şehre ismini veren Kars Kalesi, dikdörtgen planlı içkale, şehri çevreleyen sur ve burçlardan oluşan dışkale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiştir. İç sur 3500 m. uzunluğunda olup hisar ve hendeklerin toplam uzunluğu ise 2700 m.’dir. Su Kapısı veya Çeribaşı Kapısı, Ortakapı ve Behram Paşa Kapısı ismiyle üç kapısı olan kale, askerlerin kalması için tasarlanmış koğuşlar, kışla yapıları, eğitim yerleri, dendanlar, cephanelik, sarnıçlar, dizdar evi, cami, türbe, burçlar, vb. yapılardan meydana gelmektedir. Kars’a yapılan saldırılarda dışkaleye nazaran daha az hasar alan içkale bölümü Karadağ Tepesi’nde kayalıkların üzerinde, şehre hâkim bir noktada olup üç yanı Kars Çayı ile çevrilidir. Kars Kalesi’nin içkale bölümü, kalın ve sağlam moloz taş örgülü sur duvarları ile çevrili olup doğal korunmanın az olduğu taraflara eklenen kulelerle desteklenmiştir.

Batısı ve güneyi Kars Çayı’nın açtığı derin vadiyle sınırlanan, doğu-batı doğrultusunda uzanan ve andezitten oluşan sarp-yüksek bir kayalığın üzerine kurulu olan Kars Kalesi’nin, Erken Demir Çağı’nda yapıldığı varsayılmaktadır. Ayrıca, Kars Kalesi’nin inşa tekniği, yapımı için seçilen yerin diğer Urartu kaleleriyle benzer özellikler göstermesi ve bölgenin tarihinden yola çıkılarak Urartular zamanında ilk şekliyle inşa edilmiş olduğunu da düşündürmektedir. Kale’nin bilinen ilk onarımı, Müslüman Arapların 690’da Kars Bölgesi’nde olduğu tarihte gerçekleşir. Kars Kalesi’nde hüküm süren Ermeni Kral Muşekh, bir gece ansızın Arap ordusu üzerine baskın yaparak 200 kişiyi öldürmesi üzerine Arapların saldıracağı endişesi ile Kars Kalesi’nin bozulmuş olan yerlerini kısa sürede onartmıştır. IX. yüzyılda Abbasi Devleti’nin ele geçirmek amacıyla kısmen tahrip ettiği Kars Kalesi, X.yüzyılda içkale ve dışkale olarak yeniden temelleri atılmıştır. Yapının, Kaleiçi Mahallesi’ndeki bölümü ise Bagratlılar tarafından inşa edilmiştir. 1071 Malazgirt

Zaferi’nden sonra Saltuklu Beyliği’ne verilen Kars ve Erzurum, Saltuklu Hükümdarı Emir Saltuk tarafından 1202 tarihine kadar yönetilmiş olup 1152 tarihinde Saltukoğlu Sultan Melik İzzettin’in emriyle vezir Firuz Akay tarafından Kars Kalesi’nin yeniden inşa edildiğini 1579 Kars imar faaliyetlerinde ele geçirilen bir kitabe sayesinde öğrenilmektedir. XIII. yüzyılda Cengiz Han ordularınca ağır bir şekilde tahrip edilen kale, XIV. yüzyılda Timur tarafından kullanılmaz hale getirilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kars’ı almasına kadar geçen sürede harap halde yatmıştır.

1548 tarihinde II. Doğu Seferi’ne çıkan Kanuni Sultan Süleyman, Pasin-Kars Sancakbeyi Dulkadirli Ali Bey’e bir ferman gönderip Kars Kalesi’nin onarılmasını ister ve bunun üzerine Ali Bey, 5 bin ırgat ve yapı ustasıyla Kars’ı imara girişmişken Safevi Ordusu tarafından Kars tahrip edilmiş ve yapı ustaları öldürülmüştür. Safevi Devleti’yle barış ortamı sağlandıktan sonra, Doğu Serdarı Lala Mustafa Paşa, Kars’ın içkale, ortakale ve dışkalesini yedi kola ayırıp 1152’teki Saltuklular çağından kalma temeller üzerine yeniden inşa ederek yedi büyük burçla beraber bitirmiştir. 1604 tarihinde İran Şahı I.Abbas tarafından tahrip edilen Kale, 1616 tarihinde Sadrazam Kara Mehmet Paşa tarafından tekrar onartılmıştır. 1636 tarihinde Safevi

tehlikesine karşı Sultan IV. Murat’ın gönderdiği bir fermanla eksikleri tamamlanan Kale, Kasr-ı Şirin Anlaşması’yla 1734 tarihine kadar savaş ve yıkım görmemiştir. 1648 yılında Kars’ı ziyaret eden Evliya Çelebi, Kars Kalesi hakkında seyahatnamesinde şu bilgileri vermiştir. “Kalenin kuzey tarafta arkadan, bir top menzili ve aralıkta bir dağ vardır iç kale bir tepeye oturtulmuştur. Aşağı hisar düzlük bir yerdir. Hepsi beş kat sağlam surdur. Kale kapısı doğuya bakar. Yukarı Kale denilen orta kale kapısı batıya açılmış demir kapılardır. Surun içinde dizdar evi iki yüz nefer leventlerin evleri, mükemmel cephaneleri vardır. Ama bu orta hisarda çarşı, pazar, han, hamam yoktur. Bu kalenin aşağısı varoşlu büyük hisardır. İki kat sağlam surdur. Yeni üç demir kapısı vardır. Kapının içinde kapıcılar gözcüler vardır. Bunların tulga, tüfek, cıda ve türlü savaş aletleri bulunur. Bu kapıların biri batıya Erzurum yönüne açıktır. Buna Su Kapısı Çeri Kapısı derler. Biri Kağızman tarafına açıktır. Buna Orta Kapı derler. Üçüncüsü doğuya Revan tarafına bakan Behram Paşa kapısıdır. Kale duvarının üzerinde karakol hanelerde gece gündüz muhafızlar bekçilik edip her karanlık gecede kalenin kapı ve duvarlarını meşalelerle aydınlatırlar. Varoş hisarının boyu o kadar yüksek değildir ama gayet geniş sağlam ve taştandır. Aşağı kalenin etrafı çepeçevre göldür ki Behram Paşa kapısından Ortakapıya kadar sarmıştır. Suyu da hayat suyu gibidir. Bu yönden kaleye girmek asla mümkün değildir. Kalenin çevresinde iki yüz tane yüksek kule vardır. Bedeni iki bin seksen diştir. Bu büyük yapının çevresi beş bin yedi yüz adımdır”.

1644 tarihinde Aras Havzası’nda meydana gelen şiddetli bir yer oynamasıyla bazı bölümleri yıkılan kale, Safevi Hükümdarı Afganlı Nadir Şah tarafından 1734 ve 1744 tarihlerinde iki kez kuşatılmış, fakat ele geçirilememiştir. XIX. yüzyıla gelindiğinde Safevi tehlikesi, yerini Rus tehlikesine bırakmıştır. 1801 tarihinde Ruslar, Tiflis’i işgal edip Gürcistan’a yerleşmiş ve Osmanlı bu tehlikeyi dikkate alarak 1803 tarihinde Kars Kalesi’ni esaslı bir şekilde onarmıştır. Kale daha sonra 1804 ve 1806 tarihlerinde de çeşitli onarımlar görmüştür.1855 Kırım Savaşı’nda ve 1877’de, 93 Harbi’nde Rus saldırısına uğrayan ve bu saldırılara direnen

Kars Kalesi, Karslı ozanların dizelerinde şu şekilde ifade edilmiştir:

“Çok öyle yan bakma Moskof sen ona,

Zafer nişanıdır Kars’ın kalesi!

Nice bin düşmana bozgun salmıştır;

Osmanlı şanıdır Kars’ın kalesi

Karslı Bahrî (1854)

“Asker olan bölük bölük bölünür

Sandınız mı Kars Kalesi alınır

Boz atlar üstünde kılıç çalınır

Can sağ iken yurt vermeniz düşmana.”

Çıldırlı Aşık Şenlik (1877)

1877’den 1917’ye kadar Rus kontrolünde kalan Kars Kalesi, Türkiye Cumhuriyeti’ne geçtikten sonra bir müddet Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı kalmış, daha sonra 2016 yılında başlatılan Kars Kalesi Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon ve Çevre Düzenleme Projesi kapsamında onarılmıştır. Kalenin kitabeleri Ermeniler tarafından kazındığından, okunamamaktadır. Ancak F. Kırzıoğlu, 1579 imar faaliyetleri sırasında bulunan bir kitabeden söz etmektedir. Kıpçak saldırılarıyla tahrip olan Kars Kalesi’nin, Melik İzzettin Saltuk tarafından 1153 tarihinde onarıldığını belirten kitabenin Türkçe şeklinde: “Bu mübarek kaleyi, Allah devletini ebedi edesi Mevlana Sultan Melik İzzettin çağında, Allah yardımcılarını aziz eylesin, meliklerin veziri Firuz Akay yaptırdı. Buranın yapılıp onarılmasına, Allah yattığı

yeri ve kabrini nurlandırsın, dünya kadınlarının başı ‘Tacünnisa’ diye tanıtan Sultan

Kerimeddin kızı Begüm yardım etti. 548 (1153)” denilmektedir.

Kaynakça

M. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, İstanbul, 1953.

Mehmet Işıklı, Doğu Anadolu Erken Trans-Kafkasya Kültürü, İstanbul, 2011.

Murat Delen, Kars İli ve İlçelerindeki Türk Dönemi Mimari Eserleri, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı, (yayımlanmamış

Yüksek Lisans Tezi), Van, 2005.

Oktay Belli, “Kars Adının Kökeni ve Anlamı”, Kars 2. Kent Kurultayı – Kafkasya’da Ortak

Geleceğimiz, İstanbul, 2007.

Ercan Cengiz, XI. ve XV. Yüzyıllar Arasında Kars, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Erzurum, 2013.

Rene Grousset, Başlangıcından 1071’e Ermeni Tarihi, İstanbul, 2008.

Feray Temel, Ortaçağ Boyunca Kars ve Çevresinin Tarihi Coğrafyası, T.C. Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Ortaçağ Tarihi Bilim Dalı, (yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kars 2011.

Cumhuriyetimizin 75.Yılında Kars.

Ersin Hakan, Başlangıcından Roma Devri’ne Kadar Kars Tarihi, İstanbul, 2009.

 

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapın. Henüz kayıt olmadıysanız yeni hesap oluşturun.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!