İSLAM ÂLİMLERİ

İSLAM ÂLİMLERİ

Ali EKİNCİEL

Tarih boyunca yeryüzünde binlerce din ortaya çıkmıştır. Bunların hepsinin amacı bireyi doğru yola ulaştırarak iyi bir insan olmasını sağlamaktır. Fakat toplumlara genel olarak bakıldığı zaman çok az insanın dinin gerçek özünü anlayarak iyilik yolunu seçtiğini görüyoruz. Her dinin mensuplarının tamamı o dini kabul etmekle yükümlülüğünün sonlandığını düşünür fakat gerçekte asıl önemli olan o dini özümseyerek yaşayabilmektir. Bu yazımda sizleri dinimiz İslam’ın yüz akı olmuş birkaç tarihi kişilikle tanıştırmak istiyorum. Bu kişiler dinin gereklerinden mütevazılık, dürüstlük, kul hakkı gözetmek, yalan söylememek, ilim irfan öğrenmek gibi düsturlarıyla tarihe damgalarını vurmuşlardır.

Bu önemli kişilerden birisi peygamberimizin dostlarından sahabe Ebuzer El Gıffari’dir. Sahabe Ebuzer İslam öncesi Mekke kervanlarına saldıran bedevi Gıffar kabilesi üyesiydi. Kendi kabilesinin bu davranışlarına hiçbir zaman rıza göstermeyen Ebuzer, kervanlardan alınan ganimetleri fakirlere dağıtmasıyla kabilesinde istenmeyen kişi olmuş ve peygamberimizin İslam’a çağrısını duyar duymaz yanına gelerek ilk Müslümanlardan biri olmuştur. Hayatı boyunca gördüğü haksızlıklara, servet toplama hırsına karşı olan Ebuzer dürüstlüğüyle Hz. Muhammed’in (sav) takdirini kazanmıştır.

Peygamberimizin ölümünden sonra Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer döneminde birçok savaşa katılan Ebuzer için Hz. Osman’ın halife olması ile zor günler başlamıştır. Halifenin akrabalarını devlet hizmetinde önemli mevkilere getirmesine ve peygamberimizin zamanında Medine’den kovulan kişilerin affedilmesine tepki gösteren Ebuzer, Şam topraklarına gitmiştir. Fakat burada vali Muaviye’nin sarayında sürdüğü lüks yaşam ve servet toplama hırsını gördüğünde bir kez daha yıkılır. Şam’lılara yöneticilerinin gerçek yüzünü anlatmasından rahatsızlık duyan vali Muaviye, halife Osman’dan, Ebuzer’i tekrar Medine’ye çağırmasını istemiştir. Ebuzer’in o günlerde vali Muaviye’ye söylediği söz ise İslam tarihine geçmiştir. ‘’Ey Muaviye eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israf yok eğer halkın parasıyla yaptırdıysan haramdır’’. Hz. Osman tarafından görüşlerini değiştirmeyen Ebuzer bu sefer Medine’nin uzak bir köşesine sürgün edilir ve orada yalnız ölür. Sahabe Ebuzer bugün dahi İslam dünyasında haksızlığa karşı çıkmanın, vicdanın ve sade bir hayatın sembolüdür.

İslam’ın ortaçağda en önemli isimlerinden birisi bilim adamı, filozof İbn-i Rüşd’dür. İspanya Endülüs’ünde doğan İbn-i Rüşd gençliğinde tıp eğitimi aldı. Bilgisiyle Kurtuba Emiri El Mümin’in dikkatini çeken Rüşd önce saray hekimliğine sonra da Kurtuba kadılığına getirildi. İslam’ın akılla tanzim edilmesini ve inancın felsefeyi barındırması gerektiğini savunan İbn-i Rüşd, dinin eleştiri ve sorgulamayla ilerleyebileceğini savunmuştur. Bu reformcu görüşleri başta İslam’da akla yer olmadığını savunan İmam Gazali gibi isimler tarafından eleştirilmiş ve halkın kendisini suçlamasıyla sarayında gözünden düşmüştür.  İslam dünyası tarafından önem verilmeyen İbn-i Rüşd, Avrupalılar tarafından benimsenerek Batıda Rönesans’a giden yolu açmıştır. İbn-i Rüşd gibi düşünürlerinden yüz çeviren İslam dünyası ise öncülük ettiği bilimde sonraki yüzyıllarda geri kalmıştır.

10.yy İslam dünyasının yüzünü ağartan bir başka isim İran’lı Ömer Hayyam’dır. Nişabur’da doğan Ömer Hayyam şiir, filozofi, matematik ve astronomi dallarında çığır açmış bir bilim adamıdır. Kendisindeki bu cevheri fark eden Selçuklu sultanlarının himayesine girmektense Semerkant ve Buhara gibi sanat ve ilim merkezlerinde dolaşmayı tercih etmiştir. Kendi yaptığı ve Sultan Melikşah’a hediye ettiği Celali Takvimi günümüzde dahi kullanılmaktadır. Hayyam’ın bilimde olduğu kadar İslam Edebiyatındaki yeri de çok büyüktür. Zamanında gördüğü adaletsizliklere, adına Rubai dediği şiirlerle tepki göstererek protesto etmiştir. Hayyam’ın yazdığı rubailer zamanla edebiyata damga vuran ve günümüzde dahi en çok okunanlar arasında yer almıştır. İslam dünyasının belki de gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı olan Ömer Hayyam da İbn-i Rüşd gibi İslam dünyasında sadece alkol ve eğlenceye düşkünlüğü yüzünden dışlanmış ve hak ettiği yere konulmamıştır. O kadar ki İran’dan geçen hacıların sadece mezarına tükürmek için Nişabur’dan geçtikleri söylenir. Maalesef bu büyük insanın da İslam dünyası tarafından değeri hiçbir zaman tam anlamıyla anlaşılmamıştır.

Hayyam’dan 10 asır sonra 1960’lı yıllarda ABD de bir siyahi genç dükkân soyma ve hırsızlık suçlarından 10 yıl hapis cezası alır. Genç delikanlının hapis yıllarında ABD Müslüman kardeşler örgütünden arkadaşları ona İslam’ı tanıtırlar. Siyahi genç,  Amerika da siyahların maruz kaldığı haksızlıkların da etkisiyle kendisine anlatılan yeni dini çabucak benimser. Hatta yeni üyesi olduğu tarikatın başı olan Muhammed Elijah adındaki liderin hücrede hayalini görerek ona tüm benliğiyle bağlanır. Bu siyahi gencin adı Malcolm X dir. Hapis cezası biter bitmez genç adam tarikatın liderinin sağ kolu olarak çalışmaya başladı ve en iyi adamlarından biri haline gelir. Genç Malcolm çok sevdiği liderine sorgusuz sualsiz itaat ederken inandığı dinin kitabında okudukları ve liderin hayatıyla çelişkiler olduğunu fark eder. Tarikat liderinin lüks, şatafat ve israf dolu yaşamından bir süre gözlerini kaçırmak istese de başkalarına haram sayılan şeylerin liderinin yapmasına daha fazla tahammül edemez. En sonunda tarikatı terk eden Malcolm, hacca giderek İslam’ı yerinde görmek ister. Hacdan dönüşte ise artık düşünceleri oturmuş, haksızlıklara tahammülü olmayan, dinini doğru yaşamaya çalışan bir Müslüman olmuştur. Buna rağmen ABD ye döndüğünde ayrıldığı tarikat tarafından bileti kesilmiştir. ABD’li siyahlara İslam’ın barış mesajını verdiği bir vaazı sırasında tarikatın adamları tarafından uzun namlulu silahlarla ateş açılarak öldürülür. ABD’li siyahların önderi olan Malcolm X den Müslümanlara kalan miras ise İslam’ın sapkın tarikatlar aracılığıyla değil Kuran-ı Kerim’i rehber edinerek yaşanması gerektiği olmuştur.

20.yy’ın İslami değerlerinden biri de İranlı düşünür Dr.Ali Şeriati’dir. Özünde sahabe Ebuzer’i örnek almış olan Ali Şeriati hayatı boyunca İslam’da lükse, şatafata, israfa karşı çıkmış ve sosyal adaleti temel almıştır. 1960’lı yıllarda Şah yönetiminin dışarda Batı’nın kuklası olmasını içerde ise İranlılara karşı despotik yönetim anlayışını eleştiren Ali Şeriati, kendini rejimin hedef tahtasına koymuştur. Üniversitedeki gençlere yaptığı ateşli vaazlardan rahatsız olan Şah yönetimi Şeriati’yi önce hapisle cezalandırmış ardından da yurtdışına sürgüne yollamıştır. Ali Şeriati ise ‘’Sadece devletin konuşma hakkı olduğu bir yerde söylenen her şey yalandır.’’ diyerek rejime unutulmaz bir cevap vermiştir. Şeriati’nin Paris’teki sürgününde düşünceleri Fransızları oldukça etkilemiş ve Sartre gibi birçok filozofun takdirini kazanmıştır. Şah yönetimi ülke dışındaki faaliyetlerinden de rahatsız olduğu Şeriati’nin peşine İran istihbarat ajanlarını takarak onu her yerde adım adım izletmiştir. Sonunda ise Fransa’dan İngiltere’ye gittiği bir dönemde kaldığı otelin odasında bugün halen aydınlatılamayan bir suikastla öldürülmüştür. Ali Şeriati hayatı boyunca Müslümanların eleştirmesini, sorgulamasını ve okumasını şiar edinmiştir. Arkasında onlarca eser bırakan bu bilge insanın, İran devrimine giden yolu açtığı halde devrimden sonra molla rejimi tarafından ismi unutturulmaya çalışılmıştır. Ali Şeriati bugün halen İslam’da sosyal adaleti, eşitliği, felsefeyi, sadeliği arayan herkesin başucu rehberi olmaktadır.

Bitirirken 1990’lı yılların bilge kralı Aliya Izzetbegoviç’i anmadan geçmek istemiyorum. Yugoslavya halklarından Boşnakların lideri olan Aliya İzzetbegoviç hapislerde yattığı yıllardan halkının soykırımına uğradığı zamana kadar onlarca zulüm görmesine rağmen sadece adaleti arayarak asla intikam peşinde koşmadı. Her yönüyle gerçek bir Müslümanın nasıl olması gerektiğini bizlere gösteren Boşnak lider, bugün halen savaş durumunda gösterdiği insani tavırla herkese örnek oluyor. Daha birçok önemli isme yer veremediğim ve çok uzattığım bu yazıyı bilge kral’ın askerlerine söylediği o efsane sözüyle noktalıyorum.

‘’Biz onlar gibi pazar yerlerine bomba koyamayız, çünkü savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir…’’

 

 

 

 

tacettin semih

Read Previous

SİNEMADA DİYALEKTİK VE YILMAZ GÜNEY

Read Next

Iğdır’da 13 polisi şehit eden 4 teröriste 13 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

One Comment

  • şahane yazı. elinize sağlık.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: