EKONOMİK TABLO

EKONOMİK TABLO

Ülke olarak birçok problemimiz mevcut. Vatandaşın gündemindeki en büyük problemin ise ekonomi olduğu tartışılmaz. Türkiye ekonomisindeki 2010’larda başlayan geri çekilme yıllar süren daralmalarla bugüne kadar geldi. Geldiğimiz noktada ülke olarak sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Ülke ekonomisi bugün bir tünelin içinden geçmekte olan trene benziyor. Tünelin ucunda ise bir ışık gözüküyor. Fakat görünen ışık bize çıkışı mı yoksa üstümüze doğru gelen başka bir treni mi gösteriyor? Bugün tüm iş dünyası ve vatandaşların merak ettiği soru budur. Bu ay ki yazımda gelin bu sorunun cevabını birlikte arayalım.

Dünyanın ve Türkiye’nin önemli ekonomistlerinin hepsi demokrasi ve hukuk kavramını yitiren ülkelerin iktisat olarak da çökeceği fikrinde birleşiyorlar. Ekonomistler aynı zamanda kurumları işleyemez hale getiren ve devleti çökerten en önemli sebebin siyasallaşan hukuk olduğunda da hem fikirler. Şimdi bu fikirler üzerinden Türkiye’ye dönelim. Hatırlarsak ülkemizde 2007 yılından başlayarak FETÖ terör örgütünün yargıyı ele geçirmesiyle ekonomik durumumuz bozulmaya başlamıştı. Terör örgütünün kumpasları suçsuz binlerce insanın hayatını karartmakla kalmamış reformlarla ivme kazanmış olan Türkiye ekonomisini de baltalamıştı. Terör örgütünün karanlık yüzü ortaya çıktıktan sonra ise tahrip olmuş piyasalar bu sefer başka yanlışların kurbanı oldu. Yara sarmayı bekleyen Türkiye ekonomisi betona dayalı büyüme stratejisi ve mega projelerin masraflarıyla daraldıkça daralarak bugüne kadar geldi.

Geldiğimiz noktada piyasalar alarm vermekte. Geçmiş yılların lokomotif gücü olan inşaat ve otomotiv sektörleri şu an en durgun zamanını geçiriyor. İnşaat sektöründe gereğinden fazla yapılan ve satılamayan evler ve işyerleri öne çıkmakta. Otomotivde ise arabaya doyan ülkede otomobil satılmaması normal olmasına rağmen asıl sıkıntının yüksek fiyatlar ve faiz olduğu aşikâr. Sektörlere genel olarak bakarsak daralmanın asıl nedenin faizlerin yüksek olması ve ülkedeki belirsizlik ortamı olduğunu görüyoruz. İnsanlar uzun vadede kredi çekerek ev ve araba almak yerine yüksek banka faizlerinde paralarını büyütmeyi tercih ediyorlar. Bu sektörlerde devletin yapmış olduğu vergi indirimleri ufak bir kıpırdanma yaratsa da istenilen ölçüde başarılı olmuş değil.

En önemli sektörlerden biri olan gıdaya bakarsak, tarımsal üretimin azalmasıyla gün geçtikçe daha da zor gün günlerin bizi beklediğini görüyoruz. Köy nüfusunun yıllar içindeki azalmasının üstüne bir de tohum, gübre, ilaç ve mazot girdilerindeki pahalılık ülke tarımını maalesef tükenme noktasına getirmiş durumda. Yıllar önce yabancı tohuma sıcak bakan kırsal kesim bugün bunun büyük bir yanlış olduğunu fark etmiş durumda. Fakat artık çok geç olduğunu da söylemek durumundayız. Tarımda bir başka sıkıntı ise hayvancılığın artık Türkiye’ye yetmemesidir. Latin Amerika ve Balkanlar’dan ithal edilen Angus türü büyükbaş hayvanlar ise hem yerli üreticinin önünü tıkarken içerdeki et fiyatlarının düşmesini de sağlayamamıştır.

Sektörlerin bu sıkıntılı durumu ve ekonominin gerilemesindeki temel sebebin hukuk ve adalet mekanizması olduğunu belirtirken içerde ve dışarda bir dolu sebebin daha mevcut olduğunu da söylememiz gerekiyor. Her yıl yapılan seçim ve referandumlar halkın belini bükerken bütçedeki en büyük israf kaleminin kamudan kaynaklandığı su götürmez bir gerçek. Kamuda ödenen yüksek maaşlar, onlarca makam aracı, lüks ve şatafata giden paralar artık vatandaşların vergileriyle karşılanacak bir hal olmaktan çıkmak üzere.

Dışarda ise ABD ile bir dargın bir barışık ilişkiler, s400 gündemi, Suriye de ki belirsizlikte içerdeki yorgun ekonomiyi daha da kötüye götüren etkenlerdir. Şu an % 20 enflasyonun etkisiyle gıda fiyatları vatandaşları zorlamakta. Yaz ayları turizmle canlanma olasılığı ise İstanbul tekrar seçimleri ve buna bağlı olarak doların 6 bandını aşmasıyla yerini olumsuz bir havaya bıraktı. Faizlerin % 24 gibi yüksek bir seyirde olması ise insanların para harcamak istememesine dolayısıyla sektörlerin geleceğe umutla bakamamasına neden oluyor.

Peki Türkiye ekonomisi bu açmazdan nasıl kurtulur? Aklı başında bütün ekonomistlerin ilk önerdikleri çare, sanılanın aksine dış borçlanma veya IMF’ye gitmek değil. İktisatçılar yatırımcı gelmesi için yapılacak ilk işin bağımsız bir hukuk algısı yaratmaktan geçtiğinde hem fikirler. Ekonominin düzlüğe çıkması için yargı bağımsızlığı olmazsa olmaz bir şarttır. Ardından alınması gereken en önemli tedbir ise kamuda reform uygulamasıdır. Tasarrufun başlaması gereken ilk ve en önemli yer kamu kurumlarıdır. Bu tasarruf tabi ki asgari ücrete çalışan memur ve işçi ücretlerini düşürmek değil, üst düzey tepe noktalardan başlanarak maaş ve masraflarda düzenlemelere gidilmesiyle gerçekleştirilmelidir. Bütçe denkliği için yapılacak bir vergi düzenlemesiyle en çok ihale alan şirketlerden başlanarak çok kazanandan çok az kazanandan az tabana yayılan adaletli bir vergi sistemi kurulmalıdır. Belediyelerin kazançlarının ise dernekler veya kuruluşlar yerine her bir vatandaşa ucuz elektrik, su olarak dönmesi ve her türlü lüzumsuz harcamadan sakınılması gerekmektedir.

Önümüzde çok zorlu bir süreç var. Uzmanlara göre bir U krizin içerisindeyiz. Buna rağmen Türkiye bölgesinde güçlü bir ülke ve bu krizden çıkabilecek gücü var. Ancak krizin uzunluğunu belirlemek bizim elimizde. Eğer yabancı yatırımcıyı korkutmaz ve ülkemize çekebilirsek krizden yaralıda olsa çıkabileceğiz. Bu ise ancak yargı bağımsızlığı ve daha fazla demokrasiyle mümkün görünüyor. Eğer hukuk ve demokrasiyi işletebilir bunun yanında da acil olarak kamuda tasarruf hamleleri ve tedbirler alabilirsek ayakta kalabiliriz. Aksi halde ekonomik çöküş beraberinde kurumlarımızı zayıflatarak uzun yıllar dipte sürüklenmemize sebep olacak. Demokrasiden mahrum ve hukuksal adımlar atılmadan alınan IMF yardımı gibi bir parasal destek ise yangını bir süreliğine söndürse de derdimize uzun vadede deva olamayacaktır.

Bu ay ki yazımı burada noktalarken size ödüllü ekonomistimiz Prof.Dr. Daron Acemoğlunun sözleriyle veda etmek istiyorum.

‘’Sömürücü kurumlara dayalı büyüme beraberinde istikrarsızlık, belirsizlik getirir ve uzun dönemde sürdürülemez.’’

Prof.Dr Daron Acemoğlu

tacettin semih

Read Previous

Küçük Nurcan gözyaşları arasında toprağa verildi

Read Next

Kars Baraj Gölü çöp istilasında

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: